Masallardan Gelen Bir Tad!

 Masalları dinlemeye bayılırdım küçükken,özellikle kraliçeli, prensesli şatolu olanları."Bir varmış bir yokmuş, uzak ülkelerin birinde"... diye başlayan masallarda zihnimde hep kabarık kıyafetli iyi ve kötü karakterli prensler, prensesler,  olayın geçtiği yerde ise hep yemek salonu, kocaman uzun bir masa, üstü ziyafetle dolu,..

En can alıcı kısım ise su yerine devamlı en şık kadehlere şarap konması yemek masalarında... Hep  merak etmişimdir, alkolü çok sevmeyen biri olarak, su yerine bu kadar midemi rahatsız eden içeceğin benim hayal ettiğim masalda ne işi var diye:) Çünkü günümüzde hangi şarabı tattıysam, hep midemde ,mayaya alerjisi olan biri olarak ,yanma ve sonrasında acıdan başka bir şey hissedemedim. Sadece Fransa'da içtiğim bir şarap hariç..Kendi kendime derdim hep  o masallardaki şarabın tadı sadece masalda var, gerçekte bulamayacağım..
 
 
 
Fakat buldum, hem de ülkemde, hem de burnumun dibinde, Ankara'da "Şarap Tadım Festivalinde"....Tomurcukbağ Trajan Kalecik KarasıYapılışı ve ismini aldığı hikayesi zaten çok ilgi çekici, tadı ise neredeyse 15 dakika damağımda kaldı,alkolü hiç rahatsız etmedi ve en önemlisi, kültür mayası yerine gerçek asmalardan gelen vahşi maya ile yapıldığı için midemde en ufak bir rahatsızlık hissetmedim..Bu şarabın yaratıcısı çok saygıdeğer Prof.Dr.Sabit Ağaoğlu ve eşi Gülcihan Hanım'a buradan ne kadar teşekkür etsem az. Kendi elleriyle  Tomurcuk bağı 9 sene önce oluşturup, her üzümle tek tek ilgilenerek, sınırlı sayıda üretmişler bu şarapları. Konularında uzman oldukları için  festivalde hiç sıkılmadan bunalmadan benimle dakikalarca ilgilendiler, her şarabı tek tek tattırdılar, sevgi ve emeğin hikayesini anlattılar. Aslında onlar da masalın baş kahramanları, masalımı gerçekleştiren kahramanalar.. .

Neden Trojan derseniz? İran seferinde Kalecik’te konaklayan Roma İmparatoru Trajan’nın adı verilmiş.
 
 
 



 
 

Hiç yorum yok: