Bu Gün Havadan Sudan Konuşalım!!

Gündem dolu günlerdir. Çok değişik  ve bir o kadar tarihi günlerde  çok kafa yoruyorum bazı şeylere. Ama bildiğim tek bir şey var.: Mucize oldu, Allah korudu ve ülkece çok büyük bir  badire atlattık..

Bu gün beynime izin verdim biraz. Havadan sudan derken bu görseli buldum:
Sihire  inanmayan onu bulamaz..

MOLA VERDİM HAYATA, MEĞER HAYATIN KENDİSİYMİŞ MOLA!!!!

Geçen hafta  farklı bir yönümle Kolejli İş Adamları Derneğinin organize ettiği, 3. Koleli İş Dünyası Zirvesine ben de bir stant ile katıldım. Beni bilenler aktif olarak iç mimar olduğumu bilir fakat daha iyi bilenler de 1996 yılından  beri  yağlı boya , akrilik ve kara kalem çalışmalarım olduğunu da bilir.Hatta bazı projelerde  özel sipariş ile  tasarlanan mekanlara  bu çalışmalardan da yaptığım da bilinir.


Bu iş dünyası zirvesine içmimarlığım ve şirket adına katılmak yerine kendi adım ve 1996 yılından beri yaptığım bazı çalışmaların satışıyla katılma kararı aldım.NEDEN??

Köreliyoruz çünkü, ben de dahil  kapatıyoruz kendimizi.  Yediğimiz içtiğimiz para,politika,ekonomik gidişat , ülke sorunları, stres, yorgunluk haline geliyor.  "Sanat lükstür"algısı başlamış durumda  ve ,yemek içmek kadar gerekli olan sanatı görmezliğe geldiğimizi fark ettiğim için bu stant ile  Mola verdim   hayata.

Bir de sanat köşesi oluşturdum. O kadar  para ve iş bağlantıları, dolarlar, pariteler konuşur ve düşünürken bir anda  benim stanta gelince " SANAT İÇİN SANAT İLE İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYORSANIZ YAZIN" köşesi oluşturdum.

















Sonuç mu? En sevdiğim bölüm, düşünmek istedi herkes, aklına gelmeyeni getirdiğim için teşekkür de etti bir çokları.katılan herkes   sanatı önemsedikleri için  çok önemli , güzel yazılar yazdılar köşeme.Mola verip hayata gülümsediler o anda. Sanat  tebessüm oldu onlara.

Buradan  benim köşeme katılan , gülümseyen, hayata mola veren,  çalışmalarımı satın alan  herkese teşekkür ediyorum.
SANAT İÇİN SANAT YAPTIKLARI için...

Uzun uzun baktım fotoğraflarına. .



Sevgili ATAM
Seni dün  ziyarete geldik. Seni andik,  saygı duruşunda bulunduk, fotoğraflar  çektik,  müzeyi yeniden gezdik.  En çok da yaşamının  son dönemlerinde  sana özel yapılmış arabana  ve tekneye uzun uzun baktım.  O mūtevaziligin yanında  gūnūmūzdekilere çok sővesim vardi ama vazgeçtim.  Fotoğraflarında Senin  Verdiğin güven  hissi , vicdanının rahatlığı yüzünden okunuyor. Çocuk ruhun gözerine yansımış  o fotoğraflarda.  O yuzden bu dönemdeki yöneticiler için  üzüldüm aslinda. Sadece acı , korku ve karamsarlık  var  yüz ifadelerinde.

O yüzden bu Bayramları çok büyük coşkuyla kutluyoruz bu kadar acıya rağmen. .. Yattığın yerden bile huzur,güven, umut ve coşku  yayiyorsun tüm yurda.. Ben sana rahat uyu diyemiyorum , şehit haberleri geldikçe bunu söylemeye dilim varmıyor ama senin yanına geldikçe senden aldığımız huzur , güven ve coskuyla umutla bakmaya başlıyorum  yarına.  İyi ki bu dünyaya uğramış TÜRK MİLLETİNE ARMAĞAN  OLMUŞSUN. .











!0 yıl sonra yeniden..



Bu iki tablo son bir ayda yaptıklarımdan ve yeni sahiplendirdiğim  2 si sadece.  10 yıldır alerji, zamansızlık vs.. sadece kara kalem çalışıyordum, ama artık yeniden başladım. Akrilik tablolarım. Bu ikisini özellikle buradan  yayınlıyorum çünkü çok severek yaptım ve satmaya karar verdiklerim arasından hemen satılanlardı.  Biraz zor ayrıldım onlardan, umarım yeni sahiplerine de  uğur ve  seyrettikçe  ruhsal dinginlik verir tıpkı bendeki etkileri gibi. Sevgili tablolarım "Papatyalar" ve "Ege Evi" güle güle:))




Yoksa Siz de Teknolojik Seyahat Sever Misiniz?

Yurt dışında genelde geçen senelerde çok zorlandığım konu zamanımızın kısıtlı olması ve yapacak çok şey olmasından dolayı teknolojiye muhtaç ancak  otellerin teknolojiye kapalı olmasıydı,ancak bu son 2 yıldır teknolojiye uyumlu  odalar yapmaya başladılar, ki bu sayede ben  bir çok işimi çok kolaylıkla telefonumdan halledebildim ve bunun Türkiye'ye ne zaman, ne şekilde geleceğini merakla bekliyordum.

Yeni bir otel , yeni bir tarz, benim de çok hayalini kurduğum bir  konsept. Teknoloji meraklıları olan seyahat severler için ilki İstanbul'da Ataköy Marina'da olmak üzere açılan "The Cloud 7 Hotel" I-AM tasarımın yaptığı marka, iç mekan ve dijital ögelerin tasarımındaki hedef kitle, genç, aktif, teknoloji meraklısı  bir kitle.  rahatlatıcı atmosferlere sahip odalar ve modern tasarımlarda gizli motto ise, Hayal et, keşfet, ilham al, yaşa tanış, paylaş...
 Tasarlanan lobby diğer otel tasarımlarındaki  özel bölmeli alanlar yerine açık bir alan, sosyalleşme ve paylaşımı tetikleyici bir tasarım. Teknolojik olarak da ortak paylaşımlı tabletlerde  müşteriler kendileri  check-in ve check-out  yapabiliyor hızlı bir şekilde.
 Bar-c afe ve restoran tasarımının iç içe olduğu mekanda ise, atıştırmalıkları al ve çık amaçlı yapılmış. Vakit kaybetmeden şehrin tadına varmak isteyen seyahat severler için mükemmel çözümleri var..
 Şimdilik ilk olarak İstanbul^da açılan otel 15 şehre daha  aynı konsept ile  otel açmayı düşünüyor. Ben  Paris'te açılacak olanı dört  gözle bekliyorum açıkçası..
 Bu oteldeki bazı tasarımlarda  tasarımcı firma yerel özelliklerden yararlanmış ve esinlenmiş

 Türkiye'de sanata verilen değerden  ve kopyacılıktan dolayı ne kadar işler bilemiyorum ancak, otel  odalara giderken  duvarda asılı tabloları veya otel odasında beğendiğiniz sanatsal  görsel ögeleri   telefonundan satın alabiliyorsunuz.

 Şehri keşfettikten sonra odalardaki atmosferi  sizi koza gibi saran ve rahatlatıcı, fonksiyonel tasarlamışlar. Özellikle  teras katındaki  odalarda açık teras ve Marmara Denizi manzarası hakim.

Bana göre bu konsept daha da teknolojik hale gelebilir ve daha iyi yapılabilirdi. Banyo tasarımları açıkçası  diğer otel banyolarından farklı değil. ancak otelin geneline bakınca  değişik, aktif ve tarz olmuş. Türkiye'de ortak paylaşımlı daha çok mekanlar görmek dileğiyle..